TR|EN
Actual Content
Newsletter
Steelpro 2021
Çelik Köprü 2022
Casp 2022
EUROCORR
Çelik Yapılar Extra
Tevfik Seno Arda Lisesi
Publications > Çelik Yapılar
Sayı: 71 - Temmuz / Ağustos 2021

Teknik Makale




YAPISAL ÇELİK SEKTÖRÜNÜN 2000-2020 DEĞERLENDİRMESİ


Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) Yönetim Kurulu Başkanı H. Yener Gür’eş, geride bıraktığımız son 20 yıl içerisinde sektörümüzde yaşanan değişimi istatistiki veriler doğrultusunda ele aldı. Gür’eş yazısında sektörün gelişimini etkileyen önemli etmenlere de değindi.
20 Temmuz 2021’de 29 yılını tamamlayıp 30 yaşına basmış olan Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA), geçen 30 yılda nereden nereye geldi? Bunun yanıtını “TUCSA 30. Yıl” kitabında vermeyi düşündük. Ancak bu aşamada mevcut bilgilerden yararlanarak sektörün son 20 yılını da değerlendirdik.

 

Bu değerlendirmeyi yaparken, çelik üretimi konusunda Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) ve Dünya Çelik Birliği (WSA) rakamlarından yararlandık. Bunların dışındaki istatistikler maalesef çok net olmadığı için özellikle çelik yapılar konusunda daha önceki yıllarda yapmış olduğumuz değerlendirmeleri esas aldık.

 

Değişik platformlarda dile getirilen değerlendirmeleri burada toplayıp yayımlıyoruz ki sektör paydaşlarının katkılarıyla veriler konusunda daha fazla aşama kaydedelim. Hedefimiz bu çalışmayı geliştirerek ileride sektör paydaşları ile koordineli olarak yayımlamayı düşündüğümüz “Yıllık Sektör Raporu” dokümanlarımızda yer alacak sağlıklı ve güncel bilgilerle yatırımcılara ve değer zincirindeki tüm sektör paydaşlarına daha yararlı bilgileri sunabilmek.  



YAPISAL ÇELİK TANIMININ KAPSAMI

Öncelikle, İngilizce “constructional steelwork” kelimesinin çevirisi yerine, iki anlamda kullanılan “Yapısal Çelik” terimine açıklık getirmek isteriz: Bunlardan birincisi, taşıyıcı sistemde kullanılan, yapısal “Çelik”, ikincisi ise “Çelik Yapılar”. Bu ikinci terimin yerine, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Yüksek Fen Kurulu Başkanlığı şartnamelerinde daha önceleri “constructional steelwork” karşılığı olarak “Yapı Çeliği İşleri” terimini kullanıyordu. 

 

Çelik yapılar sektörünün farklı disiplinleri bünyesinde barındırması nedeniyle, derneğin tüzel kişi üyeleri aşağıdaki dört grupta ifade edilmektedir. 

Grup-1: Çelik yapı (çelik konstrüksiyon) elemanları imalatçıları ve uygulamacıları (yüklenici ve kurulumcuları). 

Grup-2: Çelik yapı tasarımcıları, danışmanları ve denetimcileri.

Grup-3: Yapısal çelik üreticileri ve ülke çapında dağıtımcıları.

Grup-4: Çelik yapı elemanları, tamamlayıcı inşaat malzemesi ve servisleri üretici ve sağlayıcıları.

 

Bu durumda değerlendirmelerimizi de aşağıda tanımları yapılan, Grup-3’ü kapsayan “çelik” ve Grup-1’i kapsayan “çelik yapılar” için ayrı ayrı yapacağız.

 

Çelik 

Yapısal Çelik; bazı kaynaklara göre, köşebentler dışında kalan 80 milimetrenin üzerindeki çelik profilleri ve boruları kapsarken, bazı kaynaklara göre taşıyıcı sistemde kullanılan tüm çelik profiller (köşebentler dâhil) ve borular (kutu profiller dâhil) yapısal çelik olarak kabul edilmektedir. 

 

Buna karşılık, bir kiriş veya kolon imalatında birleşim parçaları, berkitmeler, taban plakaları gibi aksesuarların toplam ağırlığa oranı yaklaşık %15 civarındadır. Yapma profiller, soğuk şekil verilmiş çelik profiller, çatı ve cephe kaplama çelik malzemeleri (paneller) gibi elemanları da düşündüğümüzde, çelik yapılarda kullanılan yapısal çeliğin yaklaşık 1/3’ü yassı mamul ya da yapısal olmayan çeliktir. İleride donatı çeliğinin de yapılarda kullanılan çelik kapsamında ele alınması düşünülebilecektir. Türk Yapısal Çelik Derneğini yassı mamuller dâhil yapılarda kullanılan (şimdilik donatı çeliği hariç) tüm çelik malzemeler ilgilendirmektedir. Bu nedenle, aşağıda çelik malzemeden söz ederken herhangi bir ayrıma yer verilmemiştir.



Çelik Yapılar

Çelik yapıların sınıflandırılması konusunda, özellikle istatistik çalışmalarında ihtiyaç duyulan üst yapı ve altyapıların sınıflandırılmasında farklı kaynaklarda farklı tanımlar yer almaktadır. Bir ortak sınıflandırmanın sağlanabilmesi ve standardın belirlenebilmesi için çelik yapıların sınıflandırılması; daha önce kullandığımız sınıflandırmalar Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) ve Almanya Çelik Derneğinin (Deutscher Stahlbau-Verban - DStV) çalışmalarından da yararlanarak 2015 yılında Türk Yapısal Çelik Derneği (TUCSA) tarafından Tablo1’de görüldüğü şekilde düzenlenmiştir.

 

Yüksekliklerle ilgili olarak, yukarıdaki tabloda sözü geçen BYKHY’nin Md. 4. (1) kapsamında aşağıdaki tanımlar yer almaktadır;



h) Bina yüksekliği: Binanın kot aldığı noktadan saçak seviyesine kadar olan mesafeyi veya imar planında ve bu Yönetmelikte öngörülen yüksekliği.

bbb) Yapı yüksekliği: Bodrum katlar, asma katlar ve çatı arası piyesler dâhil olmak üzere, yapının inşa edilen bütün katlarının toplam yüksekliği.

ccc) Yüksek Bina: (Değişik: 09/09/2009-27344 R.G. / 2 md.) Bina yüksekliği 21,50 metreden, yapı yüksekliği 30,50 metreden fazla olan binalardır.

 

Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmelik kapsamında iki noktada çok katlı yapılardan söz edilmektedir. 

 

6.2.2. (Geometrik Ön Kusurların Göz Önüne Alınması) bendinde “çok katlı yapılar” ifadeleri geçmekte ancak açık bir tanımı yapılmamaktadır. Çok katlı yapıların yükseklikleri konusundaki genel kabul 10 katlı (yaklaşık 30 metre yükseklikte) ve daha yüksek binalar şeklindedir.

 


13.1.10 (Bulonlu [Cıvatalı] ve Kaynaklı Birleşimlerde Sınırlamalar) bendinde birleşimlerin teşkiline ilişkin olarak “Yüksekliği 40 metreyi aşan çok katlı yapılar” ifadesine rastlanmaktadır.

 

Bina yükseklikleri konusunda yukarıda bahsedilen BYKHY, TBDY ve Çelik Yapıların Tasarım, Hesap ve Yapım Esaslarına Dair Yönetmelik dışında TS EN 1090 serisi standartların da göz önünde bulundurulmasında yarar vardır.


 





SEKTÖRLERİN GELİŞİMİNİ ETKİLEYEN ÖNEMLİ ETMENLER

Geçen 20 yıl içinde çelik sektörü ve bir ayağı çelik sektöründe, bir ayağı inşaat sektöründe olan çelik yapılar sektörünü etkileyen çok önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmelerden bazılarını aşağıdaki başlıklar halinde özetlemek mümkün:



a. Afetler




- 1999 Büyük Marmara ve Düzce Depremi,

- 23 Ekim 2011’de başlayan Van depreminden sonra Van’ın imarı sırasında çelik yapılara duyulan gereksinim, 

- Geçen 20 yıl içinde çok sayıda deprem, sel ve yangın afetleri yaşanmıştır.

2. 2008-2009 küresel ekonomik kriz.



3. Bölgedeki Siyasi İstikrarsızlık - Körfez Savaşları. Çelik yapı sektörünün ihracatı ile ilgili bir milat belirlemek zor. Bununla birlikte Türkiye’nin çelik ihracatına 30 yıl, çelik yapı ihracatına 20 yıl kadar önce başladığı kabul edilebilir. Bunu, özellikle 1990’da Varşova Paktının, 1991 yılında SSCB’nin dağılıp Soğuk Savaş döneminin bitmesinden sonra oluşan Yeni Dünya Düzeni ile de bağdaştırmak mümkündür. 2 Ağustos 1990’da Irak’ın Kuveyt’i işgalini takiben Ocak 1991’de başlayan Birinci Körfez Savaşı’nın ardından 20 Mart 2003’te Irak’ta başlayan 2. Körfez Savaşı ile Orta Doğu bölgesine çelik yapı ihracatımız daha belirgin hale gelmeye başlamıştır.



4. Bölgedeki Siyasi İstikrarsızlık - PKK/PYD

- Muhtemelen dört büyük ülkenin de teşvikiyle silahlı eylem başlatma kararı alan PKK ilk büyük eylemini 15 Ağustos 1984 akşamı Eruh ve Şemdinli’de gerçekleştirdi. 

- 2000’lerin başlarında çökme noktasına gelen PKK daha sonra aldığı desteklerle 1 Haziran 2004’te tekrar silahlı eylemlerine başladı.

- PKK’nın uluslararası alanda terör örgütü kabul edilmesinin ardından örgüt bazı ülkelerle işbirliğini sürdürebilmek için PYD-YPG adıyla yeni yapılanmaya gitti.

 

5. Bölgedeki Siyasi İstikrarsızlık – Suriye ve PYD

- Mart 2011 ayında başlayan iç karışıklıklar sonucunda Suriye’de yaşanan askeri ve siyasi gerilimler,

- 2011 yılında Arap Baharı diye anılan krizler silsilesi yaşandı. Buna paralel olarak, 2011 yılının Mart ayında Suriye’de başlayan iç karışıklıklar - 2012 yılında da devam etti ve Türkiye ile Suriye arasındaki ticari ilişkiler tamamen durma noktasına geldi.

- 22 Şubat 2015 Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’de sınır ötesi harekâtını başlattı. 6 Ekim 2019’da TSK tarafından muhalif Suriye Milli Ordusu’yla birlikte PKK/YPG ve DEAŞ terör örgütüne karşı Barış Pınarı Harekâtı başlatıldı. Bölgedeki istikrarsızlık devam ediyor. 



6. Bölgedeki Siyasi İstikrarsızlık – Libya

- Libya’da 2011 başlarında başlayan iç çatışmalar sonucunda Kaddafi rejimi yıkıldı ve 20 Ekim 2011’de Sirte’nin düşmesi sonucunda Kaddafi feci şekilde öldürüldü. 

- 2011’de başlayan iç kargaşadan sonra başta Libya’da iş yapan müteahhitlerimiz olmak üzere çok sayıda firmamızın zararını gidermek için 2012 yılının sonlarında oluşan yeni düzen ile ticari görüşmeler başladı.

- 27 Kasım 2019’da Türkiye ve Libya arasında Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması, Libya’nın Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye arasında imzalandı. Bölgedeki istikrarsızlık ve riskler devam etmekle birlikte ileride ticari ilişkilerin gelişebileceği değerlendirilmektedir. 

 



7. Kentsel dönüşüm olarak bilinen, halk arasında “Kentsel Dönüşüm Yasası” olarak anılan 16/5/2012 tarihli ve 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun yürürlüğe girdi.

 

8. 15 Temmuz 2016’da Darbe Girişimi olarak gerçekleştirilen kapsamlı terör olayı ve sonrasındaki güvensizlik ortamı ekonomimizi olumsuz yönde etkiledi.



9. 2018-2019 İhracatımızı engellemeye yönelik uygulamalar 

- 23 Mart 2018 ABD tarafından, “Trade Expansion Act Section 232” paralelinde çeliğe yönelik %25 ilave vergi yürürlüğe sokuldu. 

- 1 Kasım 2019’da Avrupa Komisyonu (EC) tarafından Şubat 2019’dan itibaren çelik ürünlerine getirilen kota uygulaması yürürlüğe sokuldu. 

 

10. 21 Ekim 2018 tarihinde, Türkiye’deki ekonomik istikrarsızlığı gidermek amacıyla Yeni Ekonomi Programı (YEP) açıklandı.

 

11. COVİD-19. Ülkemizde 11 Mart 2020’den itibaren devam eden COVİD-19 küresel salgını tüm dünyada ekonomiyi olumsuz yönde etkiledi. Alınmaya başlanan önlemlerle birlikte, salgın halen devam etmektedir.




ÇELİK SEKTÖRÜ DEĞERLENDİRMESİ

2000-2020 yılları arasında Türkiye’nin toplam çelik üretiminin yıllara göre dağılımı Tablo 2‘de belirtilmiştir. 

 

Yukarıda bahsedildiği gibi ABD ve Avrupa Komisyonu (EC) tarafından alınan korumacı önlemler Türkiye’nin ABD’ye ve Avrupa’ya ihracatını olumsuz yönde etkilemesine rağmen, bir yandan Mart 2020’den itibaren piyasaları etkileyen COVID-19 küresel salgını sonucu üretimde meydana gelen azalma, diğer taraftan Çin’in çelik ithalatının artması aynı zamanda fiyatların da artmasına neden oldu. 

 

Bu da Türk çelik üreticilerinin iç piyasalardaki azalmaya rağmen ihracatının dolayısıyla da üretiminin artmasını sağladı. Oluşan gelişmelere paralel olarak, çelik üreticilerimizin yurt içi ve yurt dışı yatırımları devam etti. 

 

Dünya Çelik Birliği (WSA) rakamlarına göre Türkiye; 2000 yılında dünyanın en büyük 17. çelik üreticisi iken 2020 yılına gelindiğinde dünyanın 7., Avrupa’nın 1. büyük üreticisi olmuştur. Türkiye, 2001 ile 2011 yılları arasında, Çin ve Hindistan’ın ardından dünyanın en hızlı büyüyen üçüncü çelik üreticisi olmuştur. Türkiye’nin çelik üretimi kümülatif olarak 2001 yılından itibaren artış göstermiş, 15 milyon ton seviyesinden 2020 yılında 35,8 milyon tona çıkmıştır. Böylece, Türkiye’nin çelik üretimi son 20 yıl içinde %138,4 artmıştır.

 

Bu artışı ilk 8 yıl ve 2008 krizinden sonraki 12 yıl için iki bölümde analiz edecek olursak; Çelik üretiminde “altın çağ” da diyebileceğimiz 2000-2008 yılları arasındaki 8 yılda toplam %87,4 ve yıllık ortalama %10,9 artış gerçekleşmişti. Bunu takip eden küresel krizin başladığı 2008 yılından 2020 yılı sonuna kadar geçen 12 yılda kümülatif olarak %33,4 ve yıllık ortalama olarak %2,8 oranında artış sağlandı. 

 

Çelik endüstrisinde büyüme, güçlü yerel tüketim sayesinde gerçekleşmiştir. Türkiye’de çelik tüketimi 2020 yılında %13,2 artarak 29,5 milyon ton seviyesine yükselmiştir. Orta ve uzun vadede bu artışın sürmesi beklenmektedir. 

 

İhracata dayalı ekonomiyi benimseyen Türkiye’nin 2020 yılı içinde çelik ihracatı 12,6 milyar dolara ulaşmıştır.  








ÇELİK YAPI SEKTÖRÜ DEĞERLENDİRMESİ

Geçtiğimiz 20 yıl içinde çelik piyasasını etkileyen yukarıda belirtilen hususlar çelik yapılar için de geçerli olmuştur. Özellikle COVID-19 küresel salgınında yalnız yurt içinde değil aynı zamanda yurt dışındaki projeler de önemli ölçüde etkilenmiştir. 

 

Türkiye’de çelik yapıların tarihi (https://tucsa.org/tr/celik_yapilar_yazi.aspx?yazi=1015) oldukça eski olmakla birlikte, 19. yüzyılda yapılan yapıların yurt dışından alınan destekle yapılmış olması, yaklaşık 20. yüzyılın ortalarında çelik yapı fabrikalarının Türkiye’de gelişmeye başlaması gibi nedenlerle çelik taşıyıcılı yapıların ülkemizde yaygınlaşması mümkün olamamıştır. 1999 depreminden sonra çelik yapıların çok artacağı zannedilmiş, ancak gerek ülkemizdeki çimento kültürü ve alışkanlıkları, gerek üniversitelerde ağırlıklı olarak betonarme derslerinin egemen olması, dolayısıyla çelik dersi verecek öğretim üyelerinin sayıca yetersiz olması gibi nedenlerle bu artış istenen ölçülerde gerçekleşememiştir. 

 

Son yıllarda sürdürülebilirlik (sustainability), dayanıklılık (resilience) ve Avrupa Yeşil Mutabakatı (EU Green Deal) kavramları çerçevesinde çevreci malzeme olan çeliğin önemi tüm dünyada artmaktadır. Türkiye’nin çevre konusundaki duyarlılığı ölçüsünde çelik yapıların artacağı değerlendirilmektedir.  

 

20 yıllık gelişmeye baktığımızda, endüstriyel yapılarda çelik kullanımı artış göstermiş ve sanayi yapılarının oranı %35’lerden %50’lere yaklaşmıştır. Bununla birlikte konutlarda kullanım oranı gereken ölçüde artmamıştır. Bu nedenle çelik yapıların toplam binalara göre oranı konutlarda yaklaşık %0,5 artış ile %1,5’a, sanayi yapıları ve ticari yapılardaki artış nedeniyle genelde %1,5 artış ile %6 mertebesine yükselmiştir. İşlenen çeliğin tonajı açısından bakıldığında 2000 yılında 600.000 ton civarında olan çelik miktarı, 20 yılda 2 milyon tona ulaşmıştır. Son yıllarda havaalanı, AVM, spor tesisleri gibi alanlarda da çelik yapı kullanımında önemli bir artış meydana gelmiştir. Bu da 20 yılda işlenen çeliğin (ihraç edilenler dâhil) %233,8 yıllık ortalama %11,7 oranında artış olduğunu gösterir ki bu da ciddi bir artıştır. 

 

Çelik yapı ihracatı da 360 milyon dolardan 1 milyar 652 milyon dolar mertebesine çıkılmıştır ki bu da önemli bir artış değeridir.

 

Aşağıda 20 yılın üretilen ve işlenen çelik miktarları ve oranları paylaşılmıştır.







Orta Doğu bölgesi dışında yurt dışındaki ticaret hacminde kayda değer bir azalma gözlenmemektedir. Yaklaşık 10.000 ton/yıl ve üzeri kapasiteye, yeterli kalite kontrol sistemine sahip çelik konstrüksiyon fabrikalarının büyük çoğunluğu üretimdeki ihracat paylarını arttırmışlardır. Dolayısıyla, 2012 yılından sonra zaman zaman inşaat sektöründe yaşanan sıkıntılar ve çelik üretimindeki azalışlara rağmen çelik yapı elemanları imal eden ve yurt dışına ihracat yapan tesislerin iş hacimlerinde önemli bir azalma olmamıştır. 

 

İnşaat sektörünün durağan hale gelmesi nedeniyle iç piyasadaki daralmaya karşılık ihracata ağırlık verilmesi sonucunda çelik işleme miktarında sınırlı bir azalma yaşanmıştır. İmalattaki azalmanın bu şekilde azalmış olmasında Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Orhangazi Köprüsü, İstanbul’un 3. Havalimanı ve Çanakkale Köprüsü gibi mega projelerin olması önemli rol oynamıştır.

 

Yapılarda kullanılan çeliğin yapı tiplerine göre dağılımı şu şekildedir:

% 7,9 Konut.

% 31,2 Endüstriyel yapılar.

%26,3 Ticari yapılar (otel, AVM, stadyum vb.).

%34,7 Köprü ve benzeri altyapılar.  

 

SEKTÖRÜN BÜYÜKLÜĞÜ

Sektör büyüklüğünden bahsetmeden önce, şu hususun belirtilmesinde yarar vardır: Kısaca “Yapısal Çelik” sektörü olarak bilinen, çoklu disipline sahip “Çelik Yapı” sektörü de birçok sektör gibi diğer sektörlerle ortak alanları ve ilişkileri olan bir sektördür. Çelik Yapı sektörü özellikle DEMİR-ÇELİK sektörü ile İNŞAAT sektörünün ortak paydası olan bir sektördür.  

 

Dolayısıyla “Çelik Yapı ve Yapısal Çelik” sektörünün büyüklüğünü hesaplarken aşağıdaki alanların çelik yapılarla ilgili bölümlerini hesaba katmak gerekir.




  • Çelik üretimi [yapısal çelik (köşebent hariç 80 mm ve üzeri profiller) ile çelik yapılarda kullanılan uzun mamul (80 mm’nin altındaki profiller, kutu profil, boru, çubuk, inşaat demiri) ve yassı mamul (sac ve levha)].

  • Proje ve müşavirlik (Karar, tasarım, ihale ve uygulama safhaları).

  • Çelik yapı (konstrüksiyon) ve hafif çelik yapı imalatı.

  • Tamamlayıcı malzeme üretimi (kaynak, bağlantı elemanları, galvaniz, endüstriyel ve yangın boyaları, çatı cephe ve duvar kaplama malzemeleri (metal paneller, OSB, Lifli beton paneller, alçı levhalar, ahşap lifli levhalar, gazbeton, sentetik kaplama malzemeleri vb.).

  • Diğer inşaat malzemeleri.

  • Müteahhitlik hizmetleri. 



2020 yılında çelik yapı elemanları ve çelik yapı ihracatı 1,65 milyar dolara ulaştı. Aynı yıl içinde yapılar için; yaklaşık 1,4 milyon tonu yapısal çelik olmak üzere toplam 2 milyon ton çelik işlendi. Bunun 600.000 tonunun ihraç edildiği kabul edilirse; 1,4 milyon ton çelik iç piyasada tüketildi. Yurt içinde kullanılan çeliğin de yaklaşık toplam değeri 3 milyar dolar olmuştur. İnşaat maliyetinin %25’inin mamul çelik malzeme olduğu, yurt dışında tamamlayıcı malzeme ve hizmetin yarısının yerel olanaklarla sağlandığı göz önüne alındığında; sektörün ciro olarak büyüklüğü 18,6 milyar dolar olarak hesaplanır.

 

Kapasite

Sektörün yıllık üretim kapasitesine baktığımızda: çelik yapı sektörünün imalat kapasitesi reel olarak 4 milyon ton/yıl, hafif çelik yapı sektörünün ise yılda 3,5 milyon m2 yapı civarında olduğu değerlendirilmektedir. 


 

Talep halinde bu kapasiteleri kısa sürede %25, dokuz ay içinde %50 arttırmak mümkündür.








 



Dernek üyelerimizin, toplam 600.000 ton/yıl olan kapasitesi ile Türkiye’deki çelik konstrüksiyon kapasitesinin %15’ine, kullanılan kapasite açısından %20’sine, yaklaşık 1,65 milyar dolarlık çelik yapı ihracatının da %40 payına sahip olduğu değerlendirilmektedir. 

 

Piyasadaki küçük ölçekli atölyeler dâhil çelik konstrüksiyon işi ile iştigal eden firma sayısının Türkiye’de 1000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. 

 

Sektörün içerisinde yer alan irili ufaklı çelik yapı imalatçıları göz önüne alınarak, yalnız çelik konstrüksiyon imalatının istihdam açısından büyüklüğü ise 30.000 kişi civarındadır. Ancak, önümüzdeki yıllarda sektörde istihdam edilen personelin nitelik ve niceliğinde de artışlar olacağı, istihdam artış oranının ise iş artış oranından düşük olması beklenmektedir. 








 




Çelik Yapılar - Sayı: 71 - Temmuz / Ağustos 2021

Projeler

HATAY STADYUMU

Kendimizi Sınayalım

Kendimizi Sınayalım



© 2014 - Turkish Constructional Steelwork Associaton