TR|EN
Güncel
E-Bülten Aboneliği
Tevfik Seno Arda Lisesi

7. Türk Çelik Piyasası Konferansı Gerçekleştirildi

Her yıl Türk Demir Çelik Piyasasını biraraya getiren SteelOrbis, Türk Çelik Piyasası Konferansı’nın 7. buluşması, sektörün önde gelen 500’den fazla temsilcisinin katılımıyla 16 Kasım 2012 tarihinde İstanbul Marriott Hotel Asia’da gerçekleştirildi.
22.11.2012
Türk Yapısal Çelik Derneği Başkan Yardımcısı ve Avrupa Yapısal Çelik Birliği Tanıtım Kurulu Başkanı H.Yener GÜR’EŞ, “2013’e Girerken Küresel ve Bölgesel Piyasa Beklentileri: Talep Canlanıyor Mu?” konulu panele konuşmacı olarak katıldı.
 
H. Yener GÜR’EŞ Yapısal Çelik Sektörü açısından 2012 yılı değerlendirirken 2000 yılında 600.000 ton yapısal çelik işlenirken, 2007 yılında 1 milyon tona ulaşıldığını, krizde yaklaşık 700.000 tona gerileyen imalatın 2011 yılında 1,2 milyon ton civerında olduğunu 2012 yılının da 1,4 milyon ton civarında kapanacağını ifade etmiştir. Bir soru üzerine, bunun artan kalite ve ihracatımızla yakından ilişkisi olduğunu söyleyen H. Yener Gür’eş yapısal çelik ihracatının 2011 yılında 570 milyon USD civarında iken 2012 yılının ilk 10 ayında 650 milyon USD civarında olduğuna dikkat çekmiştir. 
 
“2012 kentsel dönüşüm faaliyetleri için start verilen bir yıl oldu. Yapısal çelik kullanımı açısından bu dönüşüm projesinin 2013 yılına yansımaları neler olabilir?” sorusu üzerine Yener GÜR’EŞ özetle şu hususları belirtmiştir: “Deprem bölgelerinde yapılacak binalar hakkındaki yönetmelikler (DBYBHY), yıllar içinde revize edilirken her seferinde daha güvenli katsayılar ve hesap yöntemleri kullanıldı. Hatta bazen çelik yapıların yapılmasını zorlaştıracak abartılar da oldu. Sonuç olarak, 2007 yönetmeliğine göre yapılmamış, özellikle de 1998 Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik (ABYYHY)’den önce yapılmış olan binaların, mutlaka denetlenmesi ve güçlendirilmesi veya tercihen yenilenmesi gerektiğine inanıyoruz.
Binaların büyük bir çoğunluluğunun iskan izni olmadığını, bunların çoğunluğunun da hiç mühendislik hizmeti alınmadan inşa edildiğini gözönüne alırsak, gerçekçi bir kentsel dönüşüm projesinin ne kadar zorunlu olduğunu daha kolay anlamak mümkün olabilir. 
Dolayısıyla, bize göre bu dönüşüm siyasi veya ekonomik değil, insanî bir zorunluluktur. Ancak aceleyle çıkan kanunun da eksikleri olduğu bir gerçektir. 
Kanun çıktı ve süreç başladı!
İşlem, doğrusunu göstermediğimiz sürece tüm yanlışlarıyla yürüyecektir. Sorumluluğumuz büyüktür. Çelik yapı sektörü olarak bizim de, tüm ilgili STK’lar, üniversiteler ve meslek kuruluşlarıyla birlikte, kamunun bu konudaki çalışmalarının doğru yönde gelişmesi için çaba göstermemiz gereklidir. Bu düşünceden hareketle, Türk Yapısal Çelik Derneği tarafından Sürdürülebilirlik Komitesi bünyesinde bir “Kentsel Dönüşüm Çalışma Grubu” oluşturması için çalışmalara başlanmıştır.
İnancımız odur ki; böyle bir çalışma çok iyi bir planlamayı gerektirir, uzun solukludur, ileride yapılanları tekrar yıkmamak için yapılacak yapılara ilişkin kriterler doğru saptanmalıdır. Yani, deprem riski yüksek binaları dönüştürdüğümüzde; göz boyayan ya da kısa vadeli çıkarlara hizmet eden binalar değil, hem depreme dayanıklı, hem konforlu, hem çevreci, hem enerji verimliliği yüksek, hem ekonomik, hem de sürdürülebilir konutlar yapmak zorundayız.
Kentsel dönüşümün maliyeti ve süresi hakkında da çeşitli yorumlar yapılıyor ve yapılmalıdır da. Biz de tahminlerimizi ve kabullerimizi her platformda paylaşıyoruz. Paylaşacağız ki tartışarak doğrusu bulunsun.
Ülkemizde 70 milyon nüfus ve her bir konutta ortalama 5 kişinin yaşadığını kabul edersek, ülkedeki konut sayısını 14 milyon olarak buluruz. Bunun da yarısının 2007 deprem yönetmeliği ölçütlerine uymadığını veya kaçak yapıldığını ya da mühendislik hizmetinden yoksun olduğunu göz önüne alırsak en azından 7 milyon konutun depreme karşı, hatta deprem olmasa dahi, güvenli olmadığını söyleyebiliriz.
Konutların ortalama 80 m2, konut maliyetinin 600 TL/m2 ve yenilenecek konut sayısının da 7 milyon olduğunu kabul edersek karşımıza şu hesap çıkar:
80 m2/konut x 600 TL/m2 x 7.000.000 konut = 336.000.000.000 TL
Özetle ifade edecek olursak; dönüşümün toplam maliyetinin 350 milyar TL civarında olacağı tahmin edilebilir.
Diğer taraftan, TOKİ’nin yılda ortalama 50.000 konut yaptığını, TOKİ’nin kapasitesinin Türkiye’nin geleneksel toplu konut yapım kapasitesinin %20’si olduğunu kabul edersek, ülkemizin yıllık konut yapma kapasitesi çelik yapılar hariç yılda 250.000 konut olarak ifade edilebilir. Bu kabullere göre, 7 milyon konutun yenilenebileceği süre iyimser tahmine göre 28 yıl olarak bulunur.
Tabii deprem 28 yıl beklemez ama, bu işe de bir yerden ve bir an önce iyi bir planlama ile başlanması şart. Bu süreyi kısaltmak ve tüm gelişmiş ülkelerde olduğu gibi çeliğin avantajlarında yararlanmak için; Türkiye’nin de artık çelik yapıları toplu konut olarak değerlendirmesi şarttır. Neden mi? İşte hesabı:
Türkiye’deki çelik yapı sektörü şu anda 3 milyon m2 hafif çelik yapı yapma kapasitesine sahip. Bu da ortalama 80 m2’den 37.500 hafif çelik konut demektir.
Türkiye’nin şu anda 4 milyon ton yapısal çelik işleme kapasitesi olduğu değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, işlenen yapısal çeliğin 1.000.000 ton kadarının, istenen standartlarda olduğu, bunun da %20’sinin konut sektörüne yönlendirilebileceği ve konutlarda ortalama 80 kg/m2 çelik kullanıldığı varsayılırsa; yine 80 m2’den 31.250 konut anlamına gelir. Toplam 68.750 çelik taşıyıcı sistemli konut.
Toplu konutlarda, 250.000 geleneksel konuta ilave olarak yaklaşık 70.000 çelik taşıyıcı sistemli yapıyı da hesaba katarsak, kentsel dönüşüm projesinin 28 yıl yerine 22 yılda tamamlanması mümkün olabilir.
Sonuç olarak;
Kentsel dönüşümde Türkiye’nin ezberin dışına çıkıp, çeliğin avantajlarından yararlanmasını sağlayabilirsek, çelik kullanımı yılda en az 300.000 Ton artacaktır.
Sonuç olarak, tüm eksikliklerine rağmen kentsel dönüşümü durdurmaya çalışmak yerine “kervan yolda düzülür” misali onu geliştirmek için her türlü çaba sarf edilmelidir. Tabii, bütün bu sorunların üstesinden gelmek, yalnız kamu ve yerel kuruluşlarının, yalnız üniversitelerin, yalnız STK’ların kendi çalışmalarıyla mümkün değil. Asıl olan bütün bu çalışmaların; koordineli bir şekilde ve ihtisasa saygı göstererek ahenk içinde yürütülmesi ve gönül huzuru içinde sonuçlandırılmasıdır.

YORUMLAR
SİZ DE YORUM YAZIN
Henüz yorum eklenmemiştir.
Siz de yorumunuzu ekleyerek sitemizin içeriğinin zenginleşmesine katkıda bulunabilirsiniz.
© 2014 - Türk Yapısal Çelik Derneği