TR|EN
Güncel
E-Bülten Aboneliği
Tevfik Seno Arda Lisesi

Büyük Marmara Depremi’nin 16. Yılında Neler Yaptık

17 Ağustos 1999 yılında İzmit Körfezi güney sahilleri ve Adapazarı - Düzce ekseninde meydana gelen depremin üzerinden 16 yıl geçti. Bilim insanları İstanbul’u etkileyecek bir büyük depremin 30 yıl sonra meydana gelebileceğini söylemişlerdi. Peki bu süre içinde ne yaptık, ne yapacağız ve deprem gerçekten 30 yılı bekler mi?
17.08.2015
Türk Yapısal Çelik Derneği’nin de üyesi olduğu Türkiye İMSAD’ın Başkanı Fethi Hinginar: “Ulusal Bina Yönetmeliği’ne katkıda bulunmak için sivil insiyatifi harekete geçiriyoruz” dedi ve ‘Güvenli yapı’ için yönetmelik kargaşasına son verilmesini isteyen Türkiye İMSAD, Türk Yapısal Çelik Derneği’nin de yer aldığı Ulusal Bina Yönetmeliği Platformu’nu oluşturdu.

17 Ağustos 1999 yılında İzmit Körfezi güney sahilleri ve Adapazarı - Düzce ekseninde meydana gelen depremin üzerinden 16 yıl geçti. Bilim insanları İstanbul’u etkileyecek bir büyük depremin 30 yıl sonra meydana gelebileceğini söylemişlerdi. Peki bu süre içinde ne yaptık, ne yapacağız ve deprem gerçekten 30 yılı bekler mi?

Toplumun önemli bir kısmı 17 Ağustos’ta başlayan Büyük Marmara Depremi’nin yıldönümlerinde “o günden bu güne ne yaptık?” sorusunu soruyor. Aslında 17.972 can kaybına neden olan bu deprem çok önemli. Ancak, neden 26 Aralık 1939 tarihinde yaşanan ve 32.962 vatandaşımızı kaybettiğimiz 7.9 büyüklüğündeki Erzincan depreminden ve daha sonra hemen her yıl yaşanan afetlerden söz etmiyoruz? Bolu-Gerede, Varto, Lice, Çaldıran-Muradiye, hatta 21 Ekim 2011’deki Van depreminden çıkaracağımız hiç mi ders yoktu? Bu gidişle 17 Ağustos depreminin yıldönümleri önce anma günlerine, sonra da deprem panayırına dönüşebilir. Oysa gönül ister ki, Türkiye’de deprem yılda bir gün değil, hergün konuşulsun ve kamu-sivil ilgili tüm kesimler yıl boyunca bir araya gelerek, Türkiye’nin depreme hazırlıklı hale getirilmesini sağlasın.

Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), 17 Ağustos 1999 İzmit depreminin 16’ınci yılı nedeniyle bir açıklama yaptı. Açıklamada depremin yılda bir kez gündeme getirilmesi yerine çalışması gerekliliği vurgulandı.

Türk Yapısal Çelik Derneği’nin de üyesi olduğu Türkiye İMSAD’ın Başkanı Fethi Hinginar: “Ulusal Bina Yönetmeliği’ne katkıda bulunmak için sivil insiyatifi harekete geçiriyoruz” dedi ve ‘Güvenli Yapı’ için yönetmelik kargaşasına son verilmesini isteyen Türkiye İMSAD koordinasyonunda, Türk Yapısal Çelik Derneği’nin de yer aldığı Ulusal Bina Yönetmeliği Platformu’nu oluşturuldu.

Son yüzyılda ve 1999 depreminde yaşanan acıların ardından Türkiye’nin hala depreme hazırlıklı olduğunu söyleyemediğimize dikkat çeken Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD) Başkanı Fethi Hinginar, “Depremler her şeyden önce en değerli varlığımız olan insanlarımızın kaybına neden olmaktadır. Ayrıca, ekonomiye de büyük yük getirmektedir. Unutmayalım ki, ülkemiz topraklarının yüzde 66’sı birinci ve ikinci derecede deprem bölgelerinden oluşmaktadır. Nüfusun yüzde 70’i, büyük sanayi yatırımlarının yüzde 75’i deprem riski altındadır. Bu nedenlerle deprem riskini azaltmak maliyet değildir, ülkenin afetlerden kaynaklanan önemli mali kayıplarından tasarruf ve paha biçilemez olan geleceğimize yatırım yapmaktır” şeklinde konuştu. Türkiye’deki 20 milyonluk konut stokunun en az yüzde 45’inin deprem dayanımı ve yapısal güvenlik açısından yetersiz olduğuna işaret eden Türkiye İMSAD Başkanı Fethi Hinginar, güvenli yapılaşma için yasal düzenlemelerin öncelikli şart olduğunu belirtti. 1999 yılından bu yana deprem riskinin azaltılması çalışmaları kapsamında çeşitli mevzuat çalışmaları yapıldığını söyleyen Başkan Hinginar, bunların en önemlilerini; Zorunlu Deprem Sigortası düzenlenmesi, Yapı Denetimi Kanunu, Afet Sigortaları Kanunu, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunlar şeklinde sıraladı. Bu kapsamda Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı 2023 (UDSEP 2023) en önemli çalışmalardan biri olduğuna işaret etti.

Ayrıca, 2007 Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (Türkiye Deprem Yönetmeliği) revizyon çalışmalarının yapıldığını ve yeni şeklinin 2015 sonuna kadar yayımlanmasına çalışıldığı da memnuniyetle öğrenilmiştir. Yenilenen Deprem Yönetmeliği 2011 yılında yaptığımız öneride belirttiğimiz gibi “kompozit yapılar”, “hafif çelik yapılar” ve “ahşap yapılar” konularını da kapsayacaktır. Deprem Yönetmeliği’nde var olan ancak tasarım ve yapım kuralları konusunda tereddütler olan Çelik Yapıların Tasarım ve Yapım Kuralları taslak dokümanı da hazırlanmış ve yıl sonuna kadar Çelik Yapılar Yönetmeliği ekinde yayımlanması, kısa süre içinde de Hafif Çelik Yapılar Yönetmeliği’nin de hazırlanması beklenmektedir.

Körfez Depremi’nden bu yana 16 yıl geçti. Bu uzun süreye rağmen ülkemizde ‘Deprem ve Güvenli Yapılar’ konusunda alınması beklenen acil önlemlerin bütünsel olarak tamamlanmadığını ve işlerlik kazanmadığını görüyoruz” diyen Başkan Hinginar sözlerini şöyle sürdürdü;

Türkiye İMSAD olarak yaptığımız çalışmalar sonucunda deprem riskinin azaltılmasında en önemli eksikliklerden birinin hala ‘deprem dayanımı yetersiz binaların yapılması’ olduğunu gördük. Bunun önde gelen nedeni tasarım, malzeme seçimi, üretim, uygulama ve denetime ilişkin kurallar dizisinin yetersizliğidir. Başka bir deyişle mevzuat eksikliği ve karmaşasıdır.

Ayrıca bazı ihtiyaç duyulan yönetmeliklerin mevcut olmadığı, bazı yönetmeliklerde atıfta bulunulan standartların eski ve güncelliğini kaybetmiş olduğu, revize edilmesi gerektiği belirlendi.

Depreme ve tüm doğal afetlere dayanıklı, sürdürülebilir, güvenli yapıların inşası için öncelikle inşaat sektöründeki yönetmelik ve teknik standartlar arasındaki ilişkiyi güçlendirecek, yönetmelik eksiklerine ve karmaşasına son verecek, ülkemize özgü bir Bina Yönetmeliği’ne acilen ihtiyaç bulunmaktadır.


Bina yapımıyla ilgili tüm yönetmelikleri konsolide edecek böyle bir Yönetmeliğin hazırlanmasına sivil insiyatifin de katkıda bulunması için harekete geçtik. Meslek odalarımız, üniversitelerimiz ve ilgili sivil toplum örgütlerimizin bir araya geldiği Ulusal Bina Yönetmeliği Platformu’nu (UBYP) oluşturduk. Çevre ve Şehircilik Bakanı Sayın İdris Güllüce’nin de yapılmasını öngördükleri gibi, bu platformun ilk çalıştayıönümüzdeki Ekim ayında Ankara’da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve ilgili kamu kurumlarının da katılımıyla düzenlenecek.”

Başkan Hinginar, yasaların uygulanmasını sağlayan yönetmeliklerin önemli bir bölümünün farklı birimler tarafından, günlük ihtiyacı karşılayan, geleneksel anlayıştaki “yara sarma” yaklaşımlarıyla hazırlandığını ve farklı zamanlarda yapılmış çeşitli ilavelerle dolu olduğuna işaret etti. Türkiye İMSAD çatısı altında yapılan çalışmada, bazı yönetmeliklerin eksik, bazı yönetmeliklerin birbiriyle çeliştiği, bazılarının da standartlarla çeliştiği ortaya kondu. Bunun nedeninin ise, her yönetmeliğin farklı birimler tarafından yeterince koordine edilemeden yayımlanmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. 

Başkan Hinginar “İşte bu nedenlerle kamuoyunun dikkatini çekmek istiyoruz: Ülkemizde güvenli yapıların inşa edilmesi için inşaat sektöründe yaşanan bu yönetmelik karmaşasına son verecek konsolide bir Ulusal Bina Yönetmeliğine acilen ihtiyaç vardır” dedi. 

Artık 17 Ağustos’lar adeta kanıksanmış bir anma günü olmaktan kurtarılmalı ve “Ben bu yıl depreme karşı hangi önlemleri aldım, önümüzdeki dönemde neler yapacağım?” sorusu sorulmalıdır. 

Türkiye İMSAD ve Paydaşları Tarafından Neler yapıldı?

Aslında Erzincan Depremi’nden günümüze kadar birçok şey yapıldı ama yeterli değil. Örneğin, 1940 yılında “Zelzele Mıntıkalarında Yapılacak İnşaata Ait İtalyan Yapı Talimatnamesi” adıyla yayımlanan afet bölgelerinde yapılacak yapılar hakkındaki yönetmelikler, günümüze kadar gelişerek geldi ve son olarak 2007 yılında yürürlüğe giren Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (DBYBHY-2007) yayımlandı. 2011 yılında AFAD tarafından 2007 Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik’in revizyon çalışması başlatıldı, TUCSA ve Türkiye İMSAD “kompozit yapılar”, “hafif çelik yapılar” ve “ahşap yapılar” bölümlerinin Yönetmeliğe eklenmesini önerdi.

2013 yılında “Güvenli Yapılar Yol Haritası-1” Raporunu hazırladı ve bu raporda elde edilen sonuç ve önerileri tüm ilgili kamu kurumları, üniversitelerle ve sektör paydaşlarıyla paylaştı.

2014 yılında, Türkiye İMSAD tarafından Türkiye Deprem Vakfı ile müştereken aşağıdaki başlıklarla 17 Ağustos Deprem Manifestosunu yayımladı:

· Sivil Deprem Platformu Oluşturulmalıdır
· Deprem Stratejisi Eylem Planı Konusunda Katılımcılık Artırılmalıdır
· Ülkemizde Eksik Olan Bina Yönetmeliği Hazırlanmalıdır
· Uygulamacılar eğitimli ve Belgeli Olmalıdır
· Kentsel Dönüşümde Tereddütler Giderilmelidir
· Güvenli ve Çağdaş Binalar Yapılmalıdır
· Deprem ve Güvenli Yapı Bilinci Oluşturulmalıdır

2014 yılında,
bina yönetmeliklerinin konsoliadsyonu, koordinasyonu ve standartlara paralel olarak tamamlanması için nasıl bir yapıya sahip olunması gerektiği konusunda ön çalışmalar ve bu çalışmaları yürütmek üzere geniş tabanlı bir Ulusal Bina Yönetmeliği Platformu oluşumu için koordinasyonlar başlatıldı.

2015 yılında;
Ulusal Bina Yönetmeliği Platformu kuruludu.
Ekim ayında Ankara’da geniş katılımlı “Bina Yönetmelikleri Çalıştayı” yapılması planlandı.

2013 yılından günümüze değişiklikleri ve eksik kalan alanları da kapsayacak “Güvenli Yapılar Yol Haritası-2” Raporunun 2016 yılında yayımlanması için ön hazırlıklara başlandı.

Türkiye’de Yapıların Depreme Dayanıklı Olması için Önümüzdeki Dönemde Neler Yapılmalı? 

· 2014 Deprem Manifestosunda belirtilen hususların hayata geçirilmesi çalışmalarına devam edilmeli, 
· Mevzuat ile ilgili olarak;

Taslak olarak hazırlanmış olan 2007 Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik (Türkiye Deprem Yönetmeliği) ve Çelik Yapılar Yönetmeliği yılsonundan önce yayımlanmalı,

Mevzuat çalışmaları kapsamında; İmar Yasası’na ilave olarak Yapı Yasası hayata geçirilmeli, Su Yalıtımı Yönetmeliği, Rüzgar Yönetmeliği, Yüksek Yapılar Yönetmeliği, Ahşap Yapılar Yönetmeliği, Hafif Çelik Yapılar Yönetmeliği ve İklimlendirme Yönetmeliği çalışmaları sonuçlandırılmalı,

Güvenli Yapılar Yol Haritası-1 Raporu’nda belirtilen; Yüksek Yapılar, Betonarme Yapılar, Yığma Yapılar, Yapısal Güçlendirme, Yapı Malzemelerinin Tabi Olacağı Kriterler Hakkında Yönetmelik, Isı Yalıtım ve Enerji Verimliliği ve Çevresel Gürültünün Yönetimi Yönetmeliği güvenli yapı kültürü kapsamında yenilenerek günümüz koşullarına uyarlanmalı,

Yönetmeliklerin revizyonları uluslararası standartlarda olduğu gibi belirli takvime bağlanmalı ve sürekliliği olan Teknik Komitelerin koordinasyonunda, bilimsel zemine dayandırılarak geliştirilmeli, 

· Ulusal Bina Yönetmeliği Platformu tarafından; İleride konsolide bir Bina Yönetmeliği’nin hazırlanabilmesi için gerekli yapının oluşturulması amacıyla gerekli alt yapı oluşturulmalı ve bunun için ilgili kamu kurumlarıyla koordineli olarak eylem planı hazırlanmalı, 

· Türk Standartları salt tercümeye dayalı olmaktan kurtarılıp, Türkiye’nin kabul ettiği uluslararası standartların çevirileri ile birlikte Milli Ekleri tamamlanmalı, 

· Binaların sadece depreme dayanıklı olmaları değil, tüm anlamıyla çağdaş bina özelliklerini içeren, yapısal açıdan Güvenli, Enerji Verimliliği Yüksek, çevresel, ekonomik ve sosyal Sürdürülebiliği yüksek olmaları sağlanmalı, standart ve yönetmeliklere uygun, teknolojik ve sertifikalı yapı malzemeleri ile tasarım ve uygulamanın sağlanması için bilinçlendirme ve denetim sistemi geliştirilmeli,

Binaların tasarım, malzeme, imalat ve uygulama sürecinin belgelendirme ve denetimleri, sistemin kendi kendini denetleyeceği şekle getirilmeli.

YORUMLAR
SİZ DE YORUM YAZIN
Sayın Atilla Bey, ilginiz, çalışmalarımıza verdiğiniz destek ve yapıcı görüşleriniz için teşekkür ederiz. Yıl sonuna kadar yayımlanmasını beklediğimiz Türkiye Deprem Yönetmeliği’nin 12. Bölümü’nün “Deprem Yalıtımı” olacağı öğrenilmiştir. İzolatörlerin tasarımı, üretimi ve testlerinin bu yönetmelik hükümlerine uymak zorunluluğu olacağından, uyulması gereken başka bir yönetmelik olmayacağı değerlendirilmektedir. Bu konuda ilgililerle görüşmelere devam edilecektir. Teşekkür ederiz.
H. Yener Gür'eş / 19.08.2015
Önerilerde neredeyse bütün olması gereken yönetmeliklerin oluşturulması var.Yalnızca bana göre en önemli ayak "Sismik izolatörler "konusu atlanmış.Bir yapıyı hangi sistem bu kadar iyi ve etkili bir şekilde depreme karşı koruyabilir? Çalıştaya mutlaka bu konunun uzmanları da katılmalıdır.Kaldı ki bu konuda çok geç kalınmıştır.
MEHMET ATİLLA ŞENOĞLU / 18.08.2015
© 2014 - Türk Yapısal Çelik Derneği