2 milyar $'lık yapısal çelikte üretim 850 bin tona çıkıyor
Türkiye'de 2 milyar dolarlık bir hacme sahip yapısal çelik pazarında ürerim arası devam ediyor. Özellikle dış pazar kaynaklı büyüme gösteren pazarda bu yıl üretimin 850 bin tonu bulması bekleniyor.
22.09.2010
Türkiye'de 2 milyar dolarlık bir hacme sahip yapısal çelik pazarında ürerim arası devam ediyor. Özellikle dış pazar kaynaklı büyüme gösteren pazarda bu yıl üretimin 850 bin tonu bulması bekleniyor. Avrupa Yapısal Çelik Birliği Başkanı ve Türk Yapısal Çelik Derneği Başkanı Prof. Dr. Nesrin Yardımcı, yapısal çelik sektörünün Türkiye'de 2000'li yıllarda aldığı ivme ile sürekli olarak büyüdüğünü ifade ederek, 2000'lerin başında 400 bin tonlarda olan Türkiye'nin yapısal çelik üretiminin 2009'larda iki karına çıkarak 800 bin tona ulaşogını söyledi.
2010 beklentilerinin 850 bin ton olduğunu kaydeden Yardımcı, "Bu dönemde yapısal çelik malzemesi üretenlere bakınca daha fazlasının gerçekleştiğini, ortaya konulan yeni yannmlarla somut olarak görüyoruz. Bunu İSO'nun gerçekleştirdiği 'Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" sıralamasına bakarak da görebiliyorsunuz. Bu iki alan bu kadar büyük gelişmeler kaydedince, bu alana destek veren proje büroları ve yan sanayi kuruluşları da bu paralelde bir ilerleme kaydettiler" diye konuştu.
Yardımcı, yapısal çelik alanında dünya çapında projeler üreten Türk firmalar bulunduğuna da dikkat çekerek, "Görkemli açılışla dünyanın dikkatini çeken Astana Barış Piramiti, Türkiye'den, Türk Yapısal Çelik Demeği Üyesi bir firma tarafından projelendirildi, başka bir demek üyesi kuruluşumuz bu yapının çelik imalatını gerçekleştirdi. Türkiye'de üretildi, taşınıp montajı yapıldı. Avrupa'nın ve Orta Doğu'nun birçok bölgesinde, Rusya ve Türk Cumhuriyetleri'nde, Libya-Sudan gibi Afrika'nın pek çok bölgesinde çelik yapı üreten imalatçılarımız başarıyla çelik yapüar üretiyorlar., Bu yapılar, dünyanın saygın kuruluşları tarafından ödüllendiriliyorlar" dedi.
Türkiye'deki payı yüzde 15'e çıkar
Ancak Yardımcı, 2 milyar dolarlık bir hacme sahip yapısal çelik pazarının hala Türkiye inşaat pazan içindeki payının yüzde 5 olduğunu aktardı. Şu anda pazarda yaşanan kımıldamadan dolayı bu oranın 6'ya gelmiş olmasını umduklarını dile getiren Yardımcı şöyle konuştu:"Avrupa'da yüzde 50'nin üzerinde. İngiltere'de yüzde 60'ın üzerindcAmerika ve Japonya'da bu oranlar yüksek. Türkiye'de yüzde 50 oranındaki çelik yapıyı biraz hayalcilik olarak görüyoruz. Çelik yapıların Türkiye'deki oranı yüzde 10-12 en fazla yüzde 15 olur. Çünkü bu bilince erişmek çok zor. İngiltere bile bu noktaya gelmek için 25 yıl boyunca dddi uğraş verdi." Çelik kullanımının gelişmişliği bir göstergesi olduğunu anlatan Yardımcı, 'Türkiye'de endüstri yapılarında kullanılıyor. Çünkü bu yapılarda çeliğin getireceği çok büyük bir avantaj var. Özellikle de deprem bölgelerinde okûT," hastanelerde yada depremden sonra hemen kullanılacak kamu binalarda kullanılması çok avantajlı" bilgisini verdi.
Yapısal çeliğin özellikle geniş açıklık geçme özelliğine ihtiyaç duyan, havaalanları, alışveriş merkezileri, ticari yapılar, spor salonları, stadyumlar, otogarlar, yüksek katlı yapılar ve kuleler gibi yapılarda kullanılmasının büyük bir avantaj getireceğine dikkat çeken Nesrin Yardıma, ancak konut gibi geri kalan alanlarda çok büyük bir avantaj getireceğini söylemek doğru değil. Çünkü belli bir katsayısına kadar pahalı bir inşaat olacak" değerlendirmesini yaptı.
Geri kalmışlığın nedeni geleneksel yöntemler
Türkiye'nin yapısal çelikte geri de kalmasının nedeni olarak geleneksel yöntemlerle inşaat yapma alışkanlığını gösteren Yardımcı, "Mimar ve mühendisler çeliği bilmiyor. MiNesrln Yardımcı marlann tanıması önemli. Bu nedenle mimarlık öğrencilerine çelik yapı öğretmeyi önemsiyorum. Çünkü tasarımlarında özgürlük var. İstediğiniz formu çelik yapılarla yapmak çok daha kolay. Mimari şaheser dediğimiz konuların çoğu çelik yapı"dedi.
Malzemenin pahalı olmasıyla da ilgili konuşan Yardıma, bir inşaat gerçekleştirilirken yalnızca bir malzeme fiyatına göre analiz yapılmayacağını, taşıyıcı sistemin bütün yapı içindeki payına göre değerlendirme yapmak gerektiğini kaydederek, "Payı çok ta yüksek değil. Üstelik süre açısından büyük avantaj sağlıyor. Özellikle kredi kullanarak çok katlı bir proje yapıyorsanız bir an önce bitirip ondan gelir elde etmek gerektiği durumlarda bir ekonomik analizle durum mutlaka değerlendirilmek zorunda. Çünkü en başta yapının temel maliyetleri azalıyor. Taşıyıa sistemi daha hafif olduğu için küçük temellerle bunu gerçekleştirebiliyorsunuz. Deprem hesabında bu taşıyıca sistemin, hafif olması çok daha önemli etken" değerlendirmesini yaptı.
11 Eylül Türkiye'yi etkilemedi
11 Eylül Amerika'daki ikiz kulelere yapılan saldırının Türkiye'deki çelik yapıyı etkilemediğini kaydeden Yardımcı, "Ancak belki dünyada etküediği ülkeler olmuştur. 11 Eylül halada ayrıntılı olarak inceleniyor. Birçok raporlar yazılıyor. Ama 11 Eylül yalnızca yapının malzemesine bağlamak doğru değil. O bir saldın idi. Bilindi gerçekleştirilmiş bir saldın idi. İşte belli can aha kısım olan taşıyıa sistemlere büyük zarar verildi. Bu koşulda hiçbir yapının ayakta kalması mümkün değü. Çünkü hiçbir yönetmelik böyle bir afet durumuna göre o yapıyı boyutlandırmaya size izin vermez. Çünkü öyle şeyler çıkar ki ekonomiden uzaklaşırsınız" yorumunu yaptı.
Yapısal Çelik Demeği Genel Sekreter Yener Gür'eş ise Türkiye'de güvenli yapının gelişmesi gerektiğine vurgu yaparak, "Eğer Türkiye'de güvenli yapı anlayışı gelişirse o zaman çelik kendiliğinden gelişecektir. Çünkü güvenli yapı dediğinizde yapının projesinin denetlenmesinden başlayan bir süreç var. Burada malzemesinin yanı sıra önce projeyi yapacak firmanın sonra da yapımın denetlenmesi dahil bu bir zincir halinde denetleniyor" dedi.
Bu konuda Türk Yapısal Çelik Demeği olarak TucsaMark yeterlilik belgesi sistemi getirmeye çalıştıklannı kaydeden Gür'eş, bu belgenin kriterlerini Amerikan Çelik Enstitüsü ve İngütere'deki Çelik Konstrüksiyon Enstitüsü ile koordineli olarak geliştirdiklerini ileterek, "Biz firmalarımızı denetliyoruz ve diyoruz ki bu firma köprü, bu firma çok katlı, bu firma da hafif çelik yapabilir. Bunlar önemli şeyler. Şu anda böyle bir bilinç olmadığı için çelik yapacak kişi piyasada en ucuz kim yapabiliyor ona bakıyor. Bu nedenle çok yanlış şeylerde yaptlabiliyor.Bu ba- kundan bu kültürün gelişmesi halinde-Türkiye'de yapılar daha güvenli olacaktır" değerlendirmesini yaptı.
İş Bankası kuleleri çelik olsaydı maliyeti daha düşük olacaktı
ÇELİKLE İlgili değerlendirme yaparken bu değerlendirmede kaynak malzemesi, cıvatanın ve yangına karsı korumanın da İsin İçine konularak binayla ilgili ekonomik bir analiz yapılması gerektiğini belirten Yardımcı sûyle konuştu: "Bir öğrencim Is Bankası'nın yüksek kuleleri ilgili bir analiz yapmıştı. 0 analizden betonarme bir yapıya göre çelik biraz daha ekonomik çıkmıştı.
Aslında çelik bir proje yapacaksanız mutlaka betonarme bir projenin aynısını uygulamamalısınız. Malzemenin kendi koşullarını gûz Önüne alarak farklı İki projeyi karşılaştırmak zorundasınız. Çünkü çelik yapılarda daha büyük açıklık getirebilirsiniz. Kat döşemeleri daha ince olacaktır bunun gibi ve çelik malzemenin Özelliklerine göre betonarme malzemenin özelliğine güre iki farklı projeyi değerlendirmek zorundasınız. 0 öğrencinin yaptığı değerlendirme aynı proje ve plan üzerineydi."
Çelik Yapılar Haftası başlıyor
Avrupa Yapısal Çelik Birliği (ECCS) ve Türk Yapısal Çelik Dernegi'nin birlikte düzenlediği "Çelik Yapılar Haftası 2010 İstanbul'da 20 Eylül'de başlıyor. 24 Eylül'e kadar devam edecek etkinlik The Marmara Otell'nde gerçekleştirilecek. "Celık Yapılar 2010 Kültür ve Sürdürülebilirlik Sempozyumu", "ECCS Çelik Köprü Yarışması Ûdûl Töreni", "11. Yapısal Çelik Günü" kutlamalarının yer alacağı etkinlikte, sektör firmalarının tanıtım standları da yer alacak. Çelik Yapılar 2010 Kültür ve Sürdürülebilirlik konulu Uluslararası Sempozyumu'nun acılısı İtalyan Mimar Alessandro Zopplnl'nin sergisiyle yapılacak.
Zoppini sempozyumda sunum da gerçekleştirecek. ECCS'In 2009-2010 Dönemi Baskanlıgı'nı gecen yıl Türkiye'ye kazandırarak 50 yılı geride bırakan Avrupa Yapısal Celık Birliği'ne İlk kez bir kadın başkan seçilen Nesrin Yaıflımcı, "Çelik Yapılar Haftası 2010 lstanbul" sonunda ECCS Baskanlığı'nı da Almanya'ya devredecek.
Leyla İLHAN - İSTANBUL
Dünya Gazetesi - 20 Eylül 2010