TR|EN
Güncel
E-Bülten Aboneliği
Casp 2022
EUROCORR
Çelik Yapılar Extra
Tevfik Seno Arda Lisesi

CORONA'NIN SONUCU YENİ BİR DÜNYA FEDERASYONU MU?

Türkiye 2020 yılına ekonomik açıdan sıkıntılı bir şekilde girerken, Ocak ayında bölgede adeta bir deprem fırtınası yaşadık. Bizler Suriye’de yürüttüğümüz sınır ötesi harekattaki şehitlerimize üzülürken, bir de bütün dünyayı sarsan Coronavirüs (Covid-19) salgını çıktı. Burada salgının iki yönünü ele alacağız: “Bir afet durumunda ülkemizde neler yapılabilir?” ve “Salgın sonucunda dünyada ne gibi değişikliler olabilir?”
30.04.2020
Türkiye 2020 yılına ekonomik açıdan sıkıntılı bir şekilde girerken, Ocak ayında bölgede adeta bir deprem fırtınası yaşadık. Bizler Suriye’de yürüttüğümüz sınır ötesi harekattaki şehitlerimize üzülürken, bir de bütün dünyayı sarsan Coronavirüs (Covid-19) salgını çıktı. Burada bu salgının olası sonuçlarını iki yönlü olarak irdelemeye çalışacağız: “Bir afet durumunda ülkemizde neler yapılabilir?” ve “Salgın sonucunda dünyada ne gibi değişikliler olabilir?”

Coronavirüs Salgınının Etkileri

İlk olarak Aralık 2019 ayında Çin’in Wuhan kentinde başladığı tespit edilen yeni tip coronavirüs (Covid-19), 21 Ocak-3 Şubat arasında kutlanan ve Çin’in en önemli bayramlarından biri olan Yeni Yıl Bayramı sırasında salgına dönüştü. Şubat ayı sonlarına doğru Türkiye’nin de gündemine gelmeye başlayan Coronavirüs kısa sürede Antarktika hariç tüm kıtalara ve 200’ün üzerinde ülkeye yayıldı.

Türkiye’de 11 Mart 2020’den itibaren duyurulmaya başlayan Coronavirüs (Covid-19) salgını bir yandan ülkemizde etkinliğini tırmanarak arttırırken, diğer taraftan küresel boyutta yayılmaya ve yıkıma devam etmektedir. Her ne kadar Türkiye’de dahil bazı ülkelerde tepe noktaya ulaşıldığı ve enfekte olan hasta sayısında azalma olduğu belirtilse de, etkilerinin ne zaman sona ereceği konusunda belirsizliğin hâkim olduğu bu salgının süresi kestirilemese de en az 12 ay sürecekmiş gibi hazırlıklı olmakta yarar olduğu kanaatindeyiz.

Covid-19 ile ilgili olarak, ülkemizde de - bilinçsiz bir kesimin istem dışı engellemelerine rağmen - sağlık önlemlerinin arttırılmaya başladığını gözlemliyoruz. Hastalığın yayılması ve ölümler; bu salgının ilk görülen yüzü. Virüsün ülkemizde ve dünyada ikinci etkisinin ekonomik çöküntü, üçüncü aşamasının ise sosyal değişim olacağı açıktır.

Bugün yaşanan ekonomik sorunlar, aylar geçtikçe ortaya çıkacak çöküntünün çok küçük bir işareti sadece. Sosyal değişim ise muhtemelen insanların inançlarında, tercihlerinde, dayanışmalarında, - alabildiğine liberal yaşam yerine - planlı yaşam gereksinimlerinde ve buna benzer çeşitli alanlarda ortaya çıkabilir. Bugün kıyısından yaşadığımız eğitim sistemindeki değişiklikler dahi, ileride karşılaşacaklarımız hakkında fikir verebilir. Küresel tehdidin getirdiği bütün bu yaşananların sonucu da küresel yapısal değişiklik gereksinimi olabilir.

Erken Değerlendirme ve Pozisyon Alma

Burada sektörümüzü de yakından ilgilendiren erken değerlendirme ve ön alma konusuna, sonra tekrar dönmek üzere çok kısa değineceğim. Aralık 2019’un ilk yarısında oraya çıkmaya başlayan Covid-19 virüsü Aralık sonunda dünya kamuoyuna açıklandı. Bununla ilgili olarak, Almanya Ocak ayında “Covid-19 virüsünün ileride küresel bir salgına neden olabileceği ve Almanya’ya da sirayet edebileceği” konusunda tüm ilgili sağlık kurumlarını ve yöneticilerini uyardı ve bu ihtimale karşı önlemler geliştirilmeye başlandı. Bunun yanında, bu olasılığı önceden değerlendirme ve bunun sonucunda ortaya çıkan olasılıklara göre pozisyon alma alışkanlığı olmayan ülkelerde salgın, fevkalade süratle yayıldı ve ölümcül sonuçlara neden oldu. Tabii bu boyutta yayılan ve etki yaratan bir salgının dünyada ilk kez görüldüğünü ve dünyanın buna hazırlıksız olduğunu da kabul etmek gerekir.

Olasılıkları önceden değerlendirmek ve ileriye dönük planlar yapmak çok önemli. Örneğin, Çin önceden planlamamış olsaydı, 10 günde inşa ettiği hastane binasını 45 günde zor yapabilirdi. 1999 depreminden sora geçici konutlar iki ayda zor tamamlandı. Oysa önceden planlamayla iki aydan kısa sürede kalıcı konutları yapmak mümkün. Bunları önceden değerlendirme ve planlama alışkanlığına ya da kültürüne değinmek için söylüyorum.

Afet Durumunda, Ülkemizde Yapı ile ilgili Önlemler

Tabii bu hızlı hareket için afetin gelmesini beklememek gerekir. Bunun için iki tür planlama yapılmalıdır: Felaketi takiben yapılacak yeni binalar ve afette dönüştürülebilecek yapılar. Yeni bina yapımı için yer seçimi ve buna göre binanın projesi, hatta ihalesi önceden yapılmalı, afet anında sadece yapılma kararı verilmelidir. Bunun sonucunda, bugün için geçici konutların yapıldığı süre içinde kalıcı konutları yapılabilir. Dönüştürülebilir yapılara gelince; kapalı pazar yeri, otopark, fuar alanı ve spor tesisleri gibi yapıların, bir felaket anında hastane, barınma yerleri, yönetim merkezi, eğitim tesisi v.b. gibi hangi yapıya dönüştürüleceği önceden belirlenmeli, proje safhasından itibaren alt yapısı buna göre hazırlanmalı, böylece afeti takiben 48 saat içinde dönüşüm gerçekleştirilmelidir. Bunlar günümüz teknolojisinde mümkündür.

Covid-19 Salgınının Küresel Yapısal Etkileri

Bu konuda çeşitli tezler ileri sürülmektedir. Dünya üzerindeki 206 ülkeden 200’ünda görülen bu salgın, ilk kez virüsün küresel bir tehdit olduğunu göstermiştir.

Bu tehdidin olası küresel yapısal etkilerini görebilmek için, dünyanın son yüzyıl içinde geçirdiği evrime göz atalım:

    Ÿ Dünya Savaşları Dönemi.         Yüzyılın ilk yarısında önce Birinci Dünya Savaşı’nda (28 Temmuz 1914 - 11 Kasım 1918) 10 milyon asker 6,6 milyon sivil öldü ve akabinde yaşanan İkinci Dünya Savaşı’nda (1 Eylül 1939 - 2 Eylül 1945) ABD tarafından nükleer güç kullanıldı ve asker sivil 60-65 milyon insan öldü. 31 yılda 3 milyonu Osmanlı’dan olmak üzere yaklaşık toplam 80 milyon insan öldü ve geriye ekonomik ve sosyal açıdan perişan bir dünya kaldı.

    Ÿ Soğuk Savaş Dönemi.   Bu yıkımın devam etmemesi için 24 Ekim 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM-UN) kuruldu. 193 üyesi olan ve bünyesinde “Güvenlik Konseyi”, “Ekonomik ve Sosyal Konsey” ile diğer kurum ve komiteler bulunan BM’de, veto imtiyazına sahip beş daimi üye de yer almaktadır: ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa.

    Ÿ Kriz Yönetimi Dönemi.  Nükleer silahların korku saldığı Soğuk Savaş dönemi; 1985 yılında Sovyetler Birliği’nde Gorbaçov’un liderliğinde başlayan Glasnost (Açıklık) ve Perestroyka (Yeniden Yapılanma) reformları sonucunda 1990 yılında Varşova Paktı’nın, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla nihayete erdi. Dünya ve özellikle Ortadoğu yeni bir döneme hazırlanırken, Ortadoğu’da iki önemli gelişme oldu: Birincisi, ABD’nin “Yeşil Kuşak” stratejisi paralelinde 1979 yılında İran’da İslam Devrimi ile Şah dönemi sona erdi. İkincisi ise, 1978 yılında kurdurulan PKK (Kürdistan İşçi Partisi) muhtemelen Çin hariç BM’in diğer dört daimi üyesinin de teşvikiyle 1984 yılında Türkiye’ye yönelik silahlı eyleme başlama kararı aldı. Bundan sonra, literatüre “Kriz Yönetimi” olarak geçen, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da uzun bir endirekt savaş süreci başladı.

Küresel Biyolojik Tehdit Dönemi de diyebileceğimiz günümüzde yaşanan Coronavirüs salgınında belki 80 milyon insan ölmeyecek ama bu sefer insanlığın eline, tüm ülkelerin katıldığı bir küresel savaştan çıkmış gibi, ekonomik ve sosyal açıdan bitik bir dünya kalacak. Bu Küresel virüs veya biyolojik tehdit karşısında muhtemeldir ki;

    Ÿ Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ-WHO) ve diğer bazı uluslararası organizasyonlar, küresel boyutta daha aktif rol üstlenebilir.

    Ÿ Küresel ısınma, doğal kaynakların tüketilmesi gibi hususlar da bu tehdit kapsamında ele alınabilir.

    Ÿ İngiltere önceki Başbakanlarından Tony Blair ve Gordon Brown’ın yaptığı açıklamalar-da[1],[2] da değindiği gibi Covid-19 salgınının neden olduğu küresel sağlık, ekonomik ve sosyal sorunlarla ya da krizle mücadele edebilmek için, küresel kaynakların tek elden yönetilmesini sağlamak üzere adım adım Tek Dünya Devleti yaklaşımına doğru gidilebilir.

Dünya Tek Dünya Devleti’ne mi Gidiyor?

Dünya üzerinde bazı kaynaklara göre ilk defa David Rockefeller (1915- 2017) tarafından dile getirildiği belirtilen “Tek Dünya Devleti” fikri bu sefer gerçek bir küresel tehdit karşısında Tony Blair ve Gordon Brown tarafından telaffuz edilmeye, G20’de görüşülmeye, ikili görüşmelerle pişirilmeye başlandı. Bir zamanlar dünya küreselleşiyor denildiğinde, “Küreselleşme kötüdür” diyenler bu fenomeni durduramadılar ve birçoğu gelişmeleri önceden kestiremedikleri için doğru pozisyon almadılar ve küreselleşmenin çarkları arasında hırpalandılar, çünkü değişim veya değişim karşısında alınacak önlemler konusunda hazır değildiler. 

Bu küresel salgın tehdidi sonrasında dünya düzeninde köklü değişikliklerin olması da kaçınılmaz. Tek Dünya Devleti hakkındaki gelişmeler, bu amaçla kurulacak “Task Force” veya “Platform” ya da güncel terimiyle “Dünya Federasyonu” gibi oluşumlar da tüm ülke ve bilhassa aydınlarımız tarafından yakından izlenmeli, olasılıklar değerlendirilmeli, gerekirse doğru zamanda doğru pozisyon ve önlem alınmalıdır. Özetle hazırlıklı olunmalıdır.

Aksi takdirde, masum bir şekilde corona ile küresel mücadele diye başlayan bu zorunlu gelişmeler, güçlü ülkeler tarafından kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirilebilir. Bunun sonucunda, elinde silahtan güçlü corona sopası olan bazı ülkeler BM’deki imtiyazlı 5 daimi üye gibi köşe başlarını tutarken, bazılarına sus payı verilir, bazılarına ise tutulmayacak vaatlerde bulunulabilir. Bu birliğe dahil olmanın bedeli iyi hesaplanmalıdır. İnsanî düşüncelerle yola çıkılan bu değişim, siyasi olmaktan çok ekonomiktir. Onun için tüm ülkelerin ve insanların da uyanık ve dikkatli olması şarttır.

Meseleye Türkiye açısından bakıldığında, bazı kaynaklara göre hem Türkiye’de hem ABD’de saygınlığı olan Kemal Dervişoğlu gibi isimlerin bu Dünya Federasyonu hazırlıklarda rol alması olasıdır.

Bir yanda virüs, diğer tarafta hiç bilmediğimiz bir dünya devleti. Bu krizden ya da kaostan; ancak aklı hikmetle ve toplumsal birlik, beraberlik ve dayanışma ile çıkılması mümkündür.

H. Yener GÜR’EŞ
12 Nisan 2020


YORUMLAR
SİZ DE YORUM YAZIN
Henüz yorum eklenmemiştir.
Siz de yorumunuzu ekleyerek sitemizin içeriğinin zenginleşmesine katkıda bulunabilirsiniz.
© 2014 - Türk Yapısal Çelik Derneği