TR|EN
Güncel
E-Bülten Aboneliği
SteelPro 2023
18th New Horizons
Tevfik Seno Arda Lisesi
Yayınlar > Çelik Yapılar
Sayı: 61 - Eylül 2019

Projeler


Osmanlı Dönemi Kibrit Fabrikası Kibrithane Dünü Bugünü

Yazı: Elif Özdemir

Proje Adı: KİBRİTHANE Etkinlik Alanı
İşveren: Simurg Turizm ve Yatırım A.Ş.
Proje Yeri: İstanbul Küçükçekmece
Proje Uygulama Tarihi: 2015
Kapalı Alan: 1220.00 m2
Açık Alan: 4025.00 m2
Mimar: Elif Özdemir / PLAN A
Rölöve/Restitüsyon/Restorasyon
Projesi ve Uygulama Kontrollü: PLAN A Mimarlık
Statik Güçlendirme projesi: ARÇE Mühendislik
Peyzaj Projesi: DS Mimarlık
Fotoğraflar: PLAN A mimarlık arşivi

2006 yılında varlığından haberdar olduğum bir yapıyla kurduğum, restorasyon proje müellifliği ve uygulama yürütücülüğü ilişkisini anlatmak için çerçeveyi genişletip epeyce de gerilere gitmek gerekiyor.
 
Söz konusu yapı ve işin kendisi, mesleki tarihimizde fazla rastlanır türden bir şans değil. "Endüstri Mirası / Endüstri Arkeolojisi" kavramı, ülkemizde son yıllarda güncelleşti. Ülkemizin geç endüstrileşmesi bunun nesnel nedenlerinden biri elbette. Bir diğer nedeni de 'Miras' kavramına, her konuda olduğu gibi, haramzade tavrıyla yaklaşmamız olsa gerek.
 
Endüstri devriminde öncü ve bu devri bihakkın yaşamış olan ülkelerde -çoğu Kıta Avrupası ve İngiltere- böylesi pek çok atıl ve oldukça büyük alanlar/ yapılar, yüzyıl sonuna doğru "Endüstriyel Miras" olarak adlandırılıp yeniden işlevlendirildi. Bu süreçler; kamu, özel sektör, kentli, entellektüel, plancı/mimar/sanatçı arasında çoğunlukla gerilimli tartışmalarla yürütüldü. En bilinen ve ilham verici örnekler arasında; Bugün bir kültür havzasına dönüştürülmüş Almanya'nın Ruhr bölgesindeki eski kömür ocakları ve çelik üretim tesislerinin bulunduğu İBA Emscher Park'ı, Londra'da elektrik santral binasından modern sanatlar müzesine dönüştürülen Tate Modern'i, konut, sağlık, eğitim ve ticari yapılar olarak yenilenen Doklar bölgesini sayabiliriz. Anmaya sayfaların yetmeyeceği nice tren garı, tekstil, un, havagazı, bira, şapka, araba fabrikaları, silo, hangar, su kulesi..vb. yapı; bugün eğitim, müze, tiyatro, konser salonu, konut, oyun alanı, ofis, alışveriş merkezi, havuz ve bunun gibi amaçlar için kullanılıyor.
 
Ülkemize gelirsek, Yedikule Gazhanesi'nin, ardından Ankara Havagazı Fabrikası’nın hunharca yıkımı/sökümü ile başlayan süreç, Hasanpaşa Gazhanesi'nin aynı akıbete uğramaması için ilgili duyarlı çevrelerin konuyu pek çok boyutu ile ele alıp gündeme taşıması ile devam etti. Endüstri mirasının korunması konusunda oluşan duyarlılık, bugün; üniversite kampüsüne dönüştürülmüş Silahtarağa Elektrik Fabrikası Santral İstanbul, Cibali Tütün Fabrikası'nın yeniden işlevlendirilmesi ile Kadir Has Üniversitesi, Kocaeli SEKA Kağıt Fabrikası'nın dönüştürülmesi ile SEKA Kağıt Müzesi gibi endüstri mirasımızın yeniden işlevlendirilme örneklerini yarattı.
 
Eğitim, Kültür, Ofis yapılarına dönüştürülen endüstri mirası yapı sayıları giderek artıyor. Dünün Osmanlı Kibritleri Fabrikası, bugünün KİBRİTHANE'sine gelirsek; 19.yüzyılın ikinci çeyreğinde Osmanlı endüstri tesislerinin yer seçiminde hammadde ve ürünün kolayca dağıtılması isteği belirleyici olmuş, bu nedenle Haliç ve Marmara kıyıları öncelikli olarak seçilmiştir. Bu sürecin devamı olarak 1889 yılında, II. Abdülhamit döneminde, Fransızlar İstanbul'da modern bir kibrit fabrikası kurma imtiyazını alırlar. Yer seçimi konusunda yaşananlar bugünün ÇED süreçlerini anımsatır. Şirketin ilk önerileri olan Yoğurtçu Parkı ve Şenlikköy civarı meskun mahallere, balıkçı barınaklarına yakınlığıyla çevre kirliliği yaratacağı düşünülerek, Menekşe bölgesi ise baruthane ve demiryollarında güvenlik tehlikesi yaratacağı endişesiyle reddedilir. Fabrikanın kurulması izni, şirketin üretim şeklinde yaptığı değişiklik ve alınan önlemlerle, Menekşe iç kumsalda, bugunkü yerinde, 1893 yılında alınabilir. Kibrit Fabrikası'nda üretim uzun soluklu olmaz. Tarihi kesin olmamakla birlikte, yüzyılın sonunda üretime son verilir Sonraki yıllarda yapı uzun süre lastik pabuç üretimi, kauçuk bant üretimi vb. için kullanılır. Birkaç kez el değiştirir ve 50'li yıllarda 3 parsel şeklinde mal sahipliği bölünür.
 
Yapının Koruma Süreci
1991 yılında kültür varlığı olarak tescil edilmesi ile başlar. 1993’de koruma grubu 1 olarak belirlenir ve 2005 yılında rölöve-restitüsyon projesi talep edilir. 2006 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nce Küçükçekmece iç-dış Kumsal Alanı Kentsel Tasarım yarışması açılır. Kibrit Fabrikası da söz konusu alanın içinde kalmaktadır. Uluslararası yarışmada Llewelyn Davies-Yeang grubunun projesi ödüle değer bulunur. İç kumsalda bulunan yarımada ve fabrika sahilindeki yaya yollarının yapılması dışında proje ilerlemez. Kibrit Fabrikası'nı ilk görüşüm 2006 yılı idi. Bir Bakırköy çocuğu olmama ve yakın çevreyi iyi bilmeme rağmen bu yapıyı daha önce hiç fark edememiştim. Kibrit Fabrikası 3 ayrı parsel üzerine oturan birleşik 5 bloktan oluşuyordu. Bu nedenle; Koruma Kurulu'nu, sahiplik ilişkilerindekisorunların tüm yapıyı çalışmamıza imkan vermediğine ikna etmemiz gerekiyordu. Uzun süren bir çabanın sonunda yalnızca sorumlu olduğumuz parseldeki blok için rölöve-restitüsyon-restorasyon projelerinin Koruma Kurulu'nda görüşülmesini kabul ettirebildik.
 
Yapı sahibi, yapıyı, diğerlerine rağmen, projesine uygun olarak restore etmeye hemen hazırdı. Bu şekilde bloğun daha fazla tahrip olası engellenecek ve diğerleri için de bir örnek oluşturabilecekti. Oldukça uzun denebilecek bir proje süreci ve Kurul tartışmalarının sonucunda
2014 yılında Kibrithane rölöve-restitüsyon ve restorasyon projeleri Koruma Kurulu ve ilgili birimlerde onaylanarak 'Etkinlik Alanı' olarak ruhsat aldı. 2015 yılının ilk ayında uygulama başladı ve 8 ay sürdü.
 
vermek gerekiyor; Kibrit Fabrikası'nın bulunduğu zemin oldukça gevşek yapıya sahip bir kumsal. Dönemindeki benzer sanayi yapıları gibi üretim sürecinin gereklerini karşılayacak sadelikte bir kabuk olarak inşa edilmiş. Tek katlı, 3 büyük, 2 küçük 5 bloktan oluşuyor ( 80.00 mt x 63.00 mt ). Çelik taşıyıcı strüktürde, basit I profil kolon, köşebent profillerle oluşturulmuş çatı makasları, I profil ve köşebentten imal edilmiş aşıklar bulunuyor. Tüm birleşimler basit sac bayrak elemanları ve perçinle yapılmış. Tüm blokların kısa kenarlarında yapıyı tutan U şeklinde, taş duvarla oluşturulmuş ön ve arka cephe duvarları mevcut.
Cephe ve ara bölme duvarları dolu harman tuğlası ile yapılmış ve serpme sıva ile sonlandırılmış. Zeminde dökme mozaik denebilecek anolu bir şap mevcut. Fabrika'da biri dikdörtgen kesitli ve 21 mt. yüksekliğinde, sıvalı tuğla, diğeri ise yuvarlak kesitli çıplak tuğla 2 baca bulunuyor.
 
Fabrika'nın yol cephesinde ise idari bina konumlanıyor. 2173 Parselde Proje Çalışması   ölöve – Restitüsyon projelerinin onaylanması sonrasında Restorasyon projelerinin hazırlığına başladık. Kibrit Fabrikası 1. Bloku'nun yeni işlevini, konser, bienal, lansman, fuar vb. etkinliklere açık bir 'Etkinlik Merkezi' olarak belirledik. Böylece, yapının özgün iç mekanını ve cephe düzenini korumuş olacak ve tek hacimli çelik strüktürden maksimum faydayı sağlayacaktık.
 
Mimari ve Strüktüre Dair Tespitler
Blok kapalı alanı 1220.00 m2 açık alanı ise 4025.00 m2. Yapı 80.00 mt x 14.70 mt. boyutlarında, uzun yönde 4.00 mt lik akslardan oluşuyor. Ortada 9.00 mt lik, yanlarda ise 2.80 mt. genişliğinde 2 aks bulunuyor. Toplam 21 aksın tamamı I profil kolon ve makaslardan oluşuyor. Ön ve arka cephedeki ilk bir aksda, strüktürü tutmak ve fabrikanın monumental cephesini yaratmak üzere taş duvar yapılmış. Uzun yan cephe boyunca çelik kolonlar arasında harman tuğlası ile dolgu duvar yapılmış ve serpme mozaik ile kaplanmış. Her modülde söveli pencere boşlukları mevcut. Çatı kaplaması oluklu saç. İç mekanda çelik kolon ve makasların ritmi, çatı boyunca giden ışık feneri, mekandaki en etkileyici unsurlardan. Fabrikanın 21 mt.lik bacası bu bloğun sonunda bulunuyor. Aynı zamanda laboratuvar olarak kullanıldığını düşündüğümüz tuğla tonozla kapatılmış bir bölüm de mevcut. Zaman içinde hemen tüm çatı kaplaması yok olmuş, duvar, zemin ve cephelerde doğa ve insan eliyle tahribatlar oluşmuş. Kimi çelik kolonlar kesilmiş ve tüm çelik strüktürde yer yer ağır korozyonlar oluşmuş. Bacada derin yarıklar gözleniyor. Zeminde çeşitli ağaç ve bitkiler büyümüş. Birtakım muhdes ilaveler yapılmış. Açık alan ise tam bir hafriyat döküm alanına dönüştürülmüş.
 
Öncelikle yapının pek çok yerinde zemin sondajı ve temel sistemini anlamak için sondajlar açtık; Zeminde yapılan iyileştirme ile deniz suyu uzaklaştırılmıştı. Zeminde ince bir şap ve grobeton tabakasından sonra inceden kalına giden çakıl tabakasıyla kuma ulaşılıyordu. Yapının çevresinde oluşturulan tonozlu kanallar drenaj amacıyla yapılmış bu kesite asıl desteği veriyordu. Cephe kolonları ve duvarları mütemadi basit bir hatıl üzerine oturuyor, diğer tüm kolonlar tekil temellerebasıyordu. Arada iki yönde de bağ kirişi kullanılmamıştı. 80 metre boyunca yapının farklı oturmalar göstermemesi ve kolon akslarında iki yönde değişiklik olmamasınızemindeki bu iyileştirme ile açıkladık. Ve bu nedenle kazılarda suya rastlamadık, zeminde çökme görmedik. Çelik çatı ve çelik kolonların farklılık gösteren yerlerinden aldığımız malzemeler İTÜ laboratuvarlarında incelendi, dayanım testi yapıldı. Tuğla ve taş duvarlarda dayanım testi, sıvalardan aldığımız örneklerde içerik araştırması yapıldı. Tüm bu tespitler üzerinden statik projeyi yürüten ARÇE Mühendislik ile çalışmalara başladık. Önceliğimiz yapının mevcut strüktür sistemini kendi özgün elemanları ile korumaktı.
Yeni işlevin gerektirdiği tüm malzeme ve detay seçimleri bu anlayışla yapılacaktı. Mimari, statik, elektrik, mekanik, peyzaj restorasyon proje ve detayları oluşturuldu ve Kurul'dan onay alındı.
 
Uygulama Süreci
Öncelikle yapının kendisi, yakın çevresi tüm artık, muhdes vb elemanlardan temizlendi.Sonradan kullanılmak üzere dolu tuğla duvar malzemesi sökülüp, istiflendi. Yapım çalışmalarına temellerden başlandı. Aşamalı olarak tüm çelik kolonların zemini açılarak, statik projesine uygun yeni sömeller yapıldı. Cephe ve ortak duvar altlarına sürekli hatıllar atıldı. Tüm zeminde blokaj ve grobeton çalışması yapıldı. Çelik strüktürün temizliğine geçildi. Bu konuda yaptığımız pek çok araştırmanın sonunda, gemi temizliğinde  kullanılan su jeti yöntemine karar verdik. Oldukça itinalı yapılan ve zaman alan bu işlemin sonunda strüktür kullanılabilir hale geldi. Malzeme testleri çeliğin oldukça kaliteli olduğunu göstermişti. Temizlik esnasında kurtarılamaz durumdaki tüm elemanlara parça ilavesi yapıldı. Temizlenen ve kurutulan çelik malzeme, epoksi şeffaf astar ile koruma altına alındı. İşleme başlamadan önce yaptığımız örnekleme sonucunda strüktürün etkileyici yapısını daha iyi gösterebilmek için malzemede renk kullanmamaya karar verdik.
 
Kesilmiş çelik kolonlar, hasar görmüş makas veya aşıklar yenilendi. Çelik projesinin gerektirdiği – yeni çatı kesitinin getirdiği yükler, çatıya konulan mekanik cihazlar, hesaplar sonucu ihtiyaç duyulan rüzgar bağlantıları vb. - imalatlar özgün strüktürün profil skalasından seçildi. Yeni imalatların perçinli yapılabilmesi olasılığı yoktu ve ilke kararı ile tümü kaynaklı yapıldı. Çatı feneri özgün yapıda olduğu gibi demir doğrama yapıldı ve çift cam takılarak bazılarının havalandırma için açılması sağlandı. Çatı kesitinde yeni işleve uygun olarak içerden akustik amaçlı delikli trapez levha kullanıldı. Devamında ise buhar dengeleyici, taşyünü, osb, buhar dengeleyici ve kenetli metal ile çatı kaplaması tamamlandı.
 
Delikli akustik sac iç mekanda oldukça başarılı bir akustik sağladı. Kenetli metal kaplama ise yapının dününe en uygun seçim oldu. Çatıda özgün yapıda olduğu gibi saçak çıkıldı ve su akışı serbest bırakıldı. Temel çalışmaları sırasında kendi başına ele alınan en önemli imalatlardan biri baca temelinin açılıp yeni takviyelerin yapılması ve bacanın tümünün restore edilerek sağlamlaştırılması oldu. Aradan geçen süreye rağmen bacanın çatlaklar ve şakül kayması dışında iyi durumda olduğunu gördük. Temel takviyesi dışında baca belli bir oranda perde duvar ile sarıldı ve devamında köşebent kasnaklarla belirli aralıklarda sarıldı. Bu esnada yüzeydeki sıva temizlendi, yenilendi. Bu işlemlerin iskele dışında iki vinç yardımı ile yapıldığını şantiyenin heyecanlı anlarını ifade edebilmek için belirtmek gerekiyor. Bacanınüzerine paratoner ve etkinlik anlarında kullanabilmek için ses ve ışık sistemleri eklendi. Çıkış gemici merdiveni yenilendi. Cephe duvarlarının imalatına başlandı. Duvar için mevcut tuğlalar kullanıldı ve aynı boyut ve evsafta tuğla ile eksikler giderildi. Söveler eski teknikle yapıldı. Cephede yeni işlevin gereği olan giriş kapıları ve yangın kapıları dışında pencere boşluklarına dokunulmadı ve cephenin ritmik sürekliliği korundu. Cephe özgün yapıda olduğu gibi uygun karışımla büyük garanüllü serpme sıva ile sonlandırıldı. Sıva yapımı öncesi I profıllerın cepheden net olarak algılanabilmesi için sıva bitişlerine lama kaynatıldı. Tüm pencere söveleri, alın duvarı söveleri, su basman söveleri uygun karışımları ile mozaik olarak yapıldı, dökülen, kırılmış alın ve özgün tuğlalar tamir edildi.
 
Yapı çevresinde kanallar açılarak, su yalıtımı için drenaj ve yalıtım yapıldı. Koruma Kurulu Ön cephe ve yan cephe doğramalarının ahşap olmasına karar vermişti. Elimizde ön cephenin özgün doğramaları bulunuyordu. Aynıyla uygulandı. Yan cephelerde ise yeni işleve uygun minimumda görseli etkileyecek doğrama uygulaması yapıldı. Arka cephe kapıları temizlenip yerine takıldı. Ön ve yan cephe kapıları yapının karakterine uygun detaylarla imal edildi. Yeni işlevin gerektirdiği yan cephe giriş rüzgarlığı cephenin süreklilik algısını bozmayacak şekilde çelik-cam olarak imal edildi. İç mekanda, blok ortak duvarlarından iyi durumda olan harman tuğlası modüller temizlenip korundu. Geçici, vasıfsız elemanlarla yapılmış kapatmalar sökülerek özgün tuğlanın benzeri ile örüldü.
 
Etkinlik alanı işlevi zeminin olabildiğince nötr kalmasını gerektiriyordu. Zeminde toping betonu uygulaması yapıldı. Bu aynı zamanda iç mekanın, fener ışıklarının, çelik strüktürün daha da ortaya çıkmasını sağladı. Zeminde duvar bitimlerinde sac süpürgelik uygulaması yapıldı. Ön ve arka duvarların zayıf sıvaları dökülünce ortaya çıkan taş duvarın görünmesine karar verdik. Bu amaçla taş duvarlarda eksik dolgu tamamlama ve tümünde harç yenileme imalatları yapıldı. Cephede taş duvarı sıvamadan bırakmak, özgün yapıda öyle olmasa dahi, strüktüre katkısını görmek uygun bir karar olarak gözüktü. Projesine uygun olarak wc- mutfak gibi alanların sıhhi tesisatları ve mekanik tesisatları yapıldı. Çökmüş durumda olan tonoz aynı geometri ve ölçülerle tuğla olarak yeniden yapıldı. Isıtma, soğutma ve havalandırmanın kanallarla yapılması düşünüldü. Havalandırma kanalları tüm mekanı kademeli olarak besleyecek şekilde tasarlandı ve yerleştirildi. Mekanik cihazların tümü çatıda iki blok arasına yerleştirilen bir platforma konuldu. Yangın dolapları ve söndürme hidrantları yapı içine ve dışına yerleştirildi. Zayıf akım kabloları etkinlik alanında her türlü ihtiyacı karşılayabilecek şekilde, iki uzun kenara asılan kablo tavalarından taşındı. Yangın algılama dedektörleri çatıya yerleştirildi. Peyzaj tasarımı projenin önemli konularından biriydi. Menekşe iç kumsal bölgesi aynı zamanda göç yolları üzerinde olan, florası ve faunası ile şaşırtıcı bir pastoral dokuya da sahip. Karayolu, deniz ve yurume alanları ile çevrili 4000 m2 lik açık alanı işlevine uygun olarak düzenlemek gerekti. Peyzaj projesi DS Mimarlık tarafından yapıldı.
 
Giriş bölümü otopark alanına ayrıldı ve kullanım alanı ıhlamur ağacı, lavanta, yasemin gibi kokulu bitkilerle girişten koparıldı. Giriş bölümüne iki zeytin ağacı eşlik etti. Yapı yakın çevresi yapının daha da görünür olması ve çatı suyunu akıtmak amacıyla toprak bırakılarak, sac modüller içine tüysü bitkiler ekildi, yer yer yaseminle sarıldı. Denize yakın bölgelerde renklı su bitkileri, kamışlar, bambular kullanıldı. Sert zeminlerde taraklı beton, kademelendirmede sac ve podima çakılı kullanıldı. Açık alanın tümünde yağmur suyu drenajı ve sulama uygulaması yapıldı ve çimlendirildi. Uygulama çalışması 8 ay gibi bir sürede tamamlandı.
 
Restorasyon süreçleri, arkeolojik kazı yapmak gibi keşifleri ve sürprizleri barındırıyor. Yapının 100-200 veya daha fazla yıl yaşayıp, bugüne gelmesinin aslında tesadüf olmadığını, epeyce bir akıl barındırdığını gösteriyor. Bu aklın; bilginin, deneyimin yarattığı konforun sürekliliğinin sağlanması adına, mimara, mühendise, kullanıcıya ve dahi kente söylediği kıymetli pek çok şey var. Biz Kibrithane projesinde bu sesleri duyduk. Dileriz, yapıyı proje alanı olarak çalışan tüm öğrencilerde, mekanı deneyimleyen tüm kentlilerde bu ses yankısını bulur.
© 2014 - Türk Yapısal Çelik Derneği